Karl Briullov; ronaldinho resimleri

Posted on December 27th, 2007 in Uncategorized by admin

Karl Parlovich Briullov (Rusça : Карл Павлович Брюллов) (d. 12 Aralık 1799, St. Petersburg - 11 Haziran 1852, Roma) uluslarası ün kazanan ilk Rus ressamdı. Rus neoklasizim ve romantizmindeki öncü kişi olarak görülmekte ve arkadaşları tarafları tarafından “Büyük Karl” olarak çağırılmaktaydı.

St. Petersburg’da Fransız bir aileden Carlo Brulleau isminde doğan Briullov; 1822′ye kadar bu ismi kullanmıştır. İmparatorluk Sanat Akademisi’nde (1809-1821) eğitim almasına rağmen; klasik tarzı öğretmenleri ve kardeşine rağmen sevememiştir. Bu vesile ile, Rusya’yı terkedip Roma’ya yerleşmiş ve burada 1835 yılına kadar genelde portre üzerine çizimler yapmıştır. Ancak ünü tarihsel resimler çizmeye başladığında yayılmıştı.

En fazla tanınmış eseri, Pompey’in Son Günleri (1830-1833) eseridir. Alexander Pushkin ve Gogol’dan Peter Paul Rubens ve Van Dyck’a kadar karşılaştırılmış, sanat tarihinin ölümsüz eserleri arasına girmiştir. Bruillov bu dönemde Avrupa’nın en iyi ressamlarından biri olarak kabul edilmiştir. Bu eserini tamamladıktan sonra, Rusya’nın başkentine geri dönmüş ve aristokratlar ve elit entelektüeller bir çok dost edinmiş; İmparatorluk Sanat Akademi’sinde de yüksek bir konum kazanmıştır.

Akademi’de öğretmen olarak ders verirken (1836 - 1848) yeni bir portre tarzı geliştirir ve bu neoklasik basitlik romantik dokunuşu içinde bulundurur, realizm becerisi ile beraber yüksek seviyede psikolojik öğeler içeren resimler yapar. St. Isaac Katedrali’nin kubbesi için çalışırken, sağlığı bir anda bozulmuştur. Doktorlarının önerilerini dinleyen Briullov 1849′da Madeira’ya taşınmış ve son üç yılını İtalya’da geçirmiştir. Roma’da Cemetrio degli Inglesi mezarlığında gömülmüştür.

Bir Türk Kızı

Karl Briullov’un eserleri arasında en ilginçlerinden biri de 1837 ile 1838 yılları arasında çizdiği “Bir Türk Kızı” isimli portresidir. Bu dönemde Akademi’de öğretmen olarak ders veren Briullov; neoklasik basitliği ilk olarak bu resimde uygulamış ve romantik dokunuş da eserine yansımıştır. Türk kızının giydiği elbisesi, şapkası ile de o dönemdeki Türk kadınına ışık tutar.

Bu resim Moskova’daki Tretyakov Galeri’sinde bulunmaktadır ve yağlı boya ile tuval üzerine çizilmiştir. Bir Türk Kızı’ndan önce çizdiği eserlerde genelde karanlık bir arka plan kullanan Briullov bu eserinde kırmızı bir renk kullanmıştır.

  • Comments Off

Aile benzerliği; meyve resimleri

Posted on December 14th, 2007 in Uncategorized by admin

Aile benzerliği, Ludwig Wittgenstein’ın geç dönem felsefesinde kullandığı önemli bir analoji olup kelimelerinin anlamları üzerine nasıl düşündüğümüzü açığa kavuşturmak için kullanılmıştır.

Wittgenstein, ilk eseri Tractatus Logico-Philosophicus’ta dil ve dünya arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışmış ve önermelerin gerçeğin resimleri oldukları sonucuna varmıştır. Önermelerin sadece gerçeği temsil ettikleri zaman anlamlı olabildiklerini söylemiş ve onları belli konuların resimleri olarak görmüştür. Bu teori sayesinde o ana kadar birçok filozofun konuştuğu konuların anlamsız ve gereksiz kılınmış olmasına rağmen daha sonraki döneminde insan dillerinin bulanıklılığı nedeniyle bu fikir konusunda şüphelere kapılmıştır. Bir kelime birçok değişik anlama gelebildiği için, günlük yaşamda anlamı pek çok kez bağlamdan çıkarırız. Bu sebepten her ne kadar kelimeleri nesnelere, fikirlere, duygulara, vs. yapıştırdığımız etiketler gibi görsek de bu Wittgenstein’a göre hatalı bir görüş olup kelimenin anlamının toplandığı tek bir merkez arama eğiliminden kaynaklanmaktadır. Asıl anlamı bulmak için karmaşık bir benzerlikler ağında dolaşmak gerekmektedir.

  • Comments Off

Dolly; at resimleri

Posted on December 12th, 2007 in Uncategorized by admin

Dolly (d. 5 Temmuz 1996 - ö. 14 Şubat 2003), koyun. Tıp tarihinde, bir yetişkinden alınan gövde hücresi ile klonlanan ilk memeli. Klonlama Edinburgh-İskoçya’daki Roslin Enstitüsü’nde gerçekleştirilmiş ve Dolly burada 6 yaşına kadar yaşamıştır.”Klonlanan ilk koyun Dolly 6 yaşında öldü”, CNN.com, 14 Şubat 2003. Doğumu, 1997 Şubat’ında kamuoyuna duyurulmuştur.

Kaynakça

  • Comments Off

Masa tenisi; masa üstü resimleri

Posted on December 6th, 2007 in Uncategorized by admin

Masa tenisi, 2 veya 4 oyuncunun birbirlerine tenis gibi topu ileri geri vurmasıyla oynanan bir oyundur.

Tarihçesi

Nispeten genç bir spor olmasına (tenisten daha yeni ve basketboldan biraz daha eski) rağmen, masa tenisinin kaynağı hiç bir zaman kesin olarak bilinmemektedir. .

Bu sporun salon tenisi adıyla bilinen en eski şekli 1880 li yıllarda Hindistan ve Güney Afrika’daki İngiliz ordu subayları tarafından oynanırdı. Puro kutularının kapaklarını raket, yuvarlatılmış şarap şişesi mantarlarını da top olarak kullanırlardı. File olarak da kitapları kullanıyorlardı.

1890 lı yıllarda İngiltere’de bu oyunun diğer versiyonları geliştirildi. Bunlar “whiff whaff” ve “gossima” gibi değişik isimlere sahiptiler ve Parker Brothers firması masaya kurulabilen portatif net, dışı file kaplı küçük bir top ve minyatür raketlerden oluşan salon tenisi kitleri satmaya başladı.

1900 yılında Amerika’yı ziyaret eden İngiliz James Gibb, dönerken yanında bazı içi boş selüloid toplardan getirdi ve arkadaşlarıyla salon tenisini bu topları kullanarak oynamaya başladı. Gibb, topun rakete ve masaya çarptığı zaman çıkardığı sesi temsil eden “ping pong” ismini kulanmaya başladı.

Fakat 1901 yılında İngiliz spor ekipmanları üreticisi olan John Jacques “Ping Pong” ismini kendi adına tescil ettirdi ve bu ismin Amerika haklarını Parker Brothers firmasına sattı. Onlar da yeni kitlerini bu isimle çıkardılar.

Bir başka İngiliz, E. C. Goode, 1902 yılında tahta raketinin yüzeyini pürüzlü lastikle kaplayarak topa falso vermeyi başardı. Aynı yıl İngitere’de Ping Pong Federasyonu kuruldu fakat isim hakkının Parker Brothers firmasında olmasından ve dolayısıyla ekipmanların çok pahalıya çıkmasından dolayı 3 yıl sonra kapandı.

Buna rağmen diğer üreticilerin genel bir isim olan table tennis (masa tenisi) adı altında sattıkları ekipmanlarla bu spor İngiltere ve Avrupa’da sessizce yaygınlaştı. 1921 yılında İngiltere’de yeni bir masa tenisi federasyonu kuruldu. Peşinden de 1926 yılında İngiltere, İsveç, Macaristan, Hindistan, Danimarka, Almanya, Çekoslovakya, Avusturya ve Galler’in Berlin’de yaptıkları toplantıda Fédération Internationale de Tennis de Table (International Table Tennis Federation - Uluslararası Masa Tenisi Federasyonu) kuruldu.

İlk dünya şampiyonası 1927 yılında Londra’da yapıldı. Bu yıldan 2. dünya savaşına kadar tüm şampiyonalar Macaristan’ın egemenliği altında geçti. Bu zamanların en iyi oyuncuları bayanlarda yedi dünya şampiyonası kazanan Macar Maria Mednyanszky ve beş defa dünya şampiyonu olan yine Macar Viktor Barna’ydı. Çekoslovakya ve Romanya’lı sporcular da bazı şampiyonaları kazandılar.

Amerika Ping Pong Federasyonu 1930 yılında kuruldu fakat sadece Parker Brothers firmasının ekipmanları kullanılabildiği için üye sayısı fazla olamadı. 1933 yılında iki rakip federasyon daha kuruldu. Bunlar U.S. Amatör Masa Tenisi Federasyonu ve Ulusal Masa Tenisi Federasyonuydu. Bu üç grup 1935 yılında birleşerek U. S. Masa Tenisi Federayonu adını aldı. 1994 yılında da adını U.S.A. Table Tennis olarak değiştirdi.

İkinci dünya savaşından sonra bir süre daha orta Avrupalı oyuncuların egemenlikleri sürdü. 1953 yılından itibaren Asya’lı oyuncuların egemenliği başladı. Asya’lı yıldız oyuncuların aniden ortaya çıkmalarının bir sebebi Japon Horoi Satoh’ın 1952 yılında ilk defa kullandığı süngerli lastiklerin kullanılmaya başlamasıdır. Bu yeni malzeme oyunu hızlandırdı ve oyuncuların topa daha fazla falso vermelerine imkan sağladı.

Asya’lı oyuncular “Penholder tutuşu” adı verilen ve raket sapının başparmak ile işaret parmağı arasında tutulduğu bir tutuş şekli geliştirdiler. Bu tutuş şeklinde her tür vuruş için raketin aynı yüzünü kullanıyordu (artık bu tutuş ile raketin her iki yüzünü de kullanan oyuncular vardır). Bu tutuş bugün bir çok üst seviye uluslararası oyuncu tarafından kullanılmaktadır.

1988 yılında masa tenisi erkek ve bayanlarda tekler ve çiftler müsabakalarını içeren olimpik bir spor haline geldi.

  • Ping pong (ticari bir firma adı), bazen masa tenisi yerine geçen sözcüktür.
  • 乒乓球 (Ping Pang Qiu) Çin, Hong Kong ve Tayvan’da kullanılan ismidir.
  • 卓球 (Takkyu) Japonya’daki ismi.
  • 탁구 (Tak-ku) Kore’deki ismi.
  • Comments Off

Philip Absolon; manken resimleri

Posted on December 5th, 2007 in Uncategorized by admin

Philip Absolon (d. 24 Nisan 1960) İngiliz ressam. Stuckism grubu üyesidir.

Kent şehrinin Erith ilçesinde doğmuştur. Victoria devrinin suluboya ressamı John Absolon (1815-1895)’un üçüncü kuşak torunudur. Disleksiktir, okuma güçlüğü çekmektedir. 1977-1979 yılları arasında Billy Childish ve Bill Lewis ile tanıştığı Medway College of Art and Design’da okumuştur. Aynı dönemde The Medway Poets şairler grubu ile ilişki içinde olmuş ama grubun resmen üyesi olmamıştır. 1979-1982 yılları arasında okuduğu Epsom College of Art Sanat okulunda resimleri okul müdürünün talimatı üzerine atılmıştır. 1987 yılında Royal College of Art Kraliyet Sanat Okuluna kedi resimleri ile başvurmuş ve başvurusu reddedilmiştir. Hayatının bu dönemini işsiz olarak geçirmiştir.

1999 yılında Stuckists sanat grubunun 12 kurucu üyesinden biri olmuş ve Londra, Paris, New York ve Almanya’dakiler de dahil olmak üzere bütün önemli sergilerinde yer almıştır. 2004 Liverpool Bienalinde Walker Sanat Galerisindeki grup için bir dönüm noktası olmuş olan The Stuckists Punk Victorian sergisinde baş sanatçılardandı. Aynı zamanda Stuckist grubunun Turner ödülü aleyhindeki Tate Britain modern sanat galerisinin önünde gerçekleşen yıllık gösterilerine katıldı.

Başlıca eserleri kediler, iskeletler ve sarışınlardır. Yapıtlarında alaycı mizah, hümanite ve açıklık vardır. Zaman zaman Outsider Art ile karşılaştırılır. Job Club adlı eserini şöyle açıklamıştır:


Absolon, Norfolk, İngiltere’de ikamet etmektedir.

  • Comments Off
Next Page »