Sardalya; resimler

Posted on January 5th, 2009 in Uncategorized by admin

Sardalya (Sardina pilchardus), Clupeidae familyasından bir balık türü.

Vücut yuvarlak, yanlardan hafif basık, solungaç kapakları dalgalı görümündedir. Vücudun yanlarında ve sırta yakın bölgelerde siyah noktalar bulunur. Vücut üst tarafta yeşilimsi, yanlarda gümüşi beyazdır. Vücut hemen dökülebilen pullarla kaplıdır. Solungaç kapakçıklarının kiremitvari dalgalı gümüşlü olması ve vücudunun yanlarında sıra halinde siyah noktaların bulunması karakteristik özelliğidir. 10-25 cm arasında boyları değişmektedir.

Ekseri sürü halinde dolaşırlar. Yaklaşık 20.000 yumurta bırakırlar. Adeta her dönem (Ocak, Kasım, Aralık dışında) ürerler.

  • Comments Off

Karl Briullov; at resimleri

Posted on January 5th, 2009 in Uncategorized by admin

Karl Parlovich Briullov (Rusça : Карл Павлович Брюллов) (d. 12 Aralık 1799, St. Petersburg - 11 Haziran 1852, Roma) uluslarası ün kazanan ilk Rus ressamdı. Rus neoklasizim ve romantizmindeki öncü kişi olarak görülmekte ve arkadaşları tarafları tarafından “Büyük Karl” olarak çağırılmaktaydı.

St. Petersburg’da Fransız bir aileden Carlo Brulleau isminde doğan Briullov; 1822′ye kadar bu ismi kullanmıştır. İmparatorluk Sanat Akademisi’nde (1809-1821) eğitim almasına rağmen; klasik tarzı öğretmenleri ve kardeşine rağmen sevememiştir. Bu vesile ile, Rusya’yı terkedip Roma’ya yerleşmiş ve burada 1835 yılına kadar genelde portre üzerine çizimler yapmıştır. Ancak ünü tarihsel resimler çizmeye başladığında yayılmıştı.

En fazla tanınmış eseri, Pompey’in Son Günleri (1830-1833) eseridir. Alexander Pushkin ve Gogol’dan Peter Paul Rubens ve Van Dyck’a kadar karşılaştırılmış, sanat tarihinin ölümsüz eserleri arasına girmiştir. Bruillov bu dönemde Avrupa’nın en iyi ressamlarından biri olarak kabul edilmiştir. Bu eserini tamamladıktan sonra, Rusya’nın başkentine geri dönmüş ve aristokratlar ve elit entelektüeller bir çok dost edinmiş; İmparatorluk Sanat Akademi’sinde de yüksek bir konum kazanmıştır.

Akademi’de öğretmen olarak ders verirken (1836 - 1848) yeni bir portre tarzı geliştirir ve bu neoklasik basitlik romantik dokunuşu içinde bulundurur, realizm becerisi ile beraber yüksek seviyede psikolojik öğeler içeren resimler yapar. St. Isaac Katedrali’nin kubbesi için çalışırken, sağlığı bir anda bozulmuştur. Doktorlarının önerilerini dinleyen Briullov 1849′da Madeira’ya taşınmış ve son üç yılını İtalya’da geçirmiştir. Roma’da Cemetrio degli Inglesi mezarlığında gömülmüştür.

Bir Türk Kızı

Karl Briullov’un eserleri arasında en ilginçlerinden biri de 1837 ile 1838 yılları arasında çizdiği “Bir Türk Kızı” isimli portresidir. Bu dönemde Akademi’de öğretmen olarak ders veren Briullov; neoklasik basitliği ilk olarak bu resimde uygulamış ve romantik dokunuş da eserine yansımıştır. Türk kızının giydiği elbisesi, şapkası ile de o dönemdeki Türk kadınına ışık tutar.

Bu resim Moskova’daki Tretyakov Galeri’sinde bulunmaktadır ve yağlı boya ile tuval üzerine çizilmiştir. Bir Türk Kızı’ndan önce çizdiği eserlerde genelde karanlık bir arka plan kullanan Briullov bu eserinde kırmızı bir renk kullanmıştır.

  • Comments Off

PUGNAc; resimler

Posted on January 5th, 2009 in Uncategorized by admin

PUGNAc bi ilaç ismidir. İnsülin direncini arttırmak ve N-acetylglucosaminidase engelleyici faaliyeti vardır.

Kurgusal Referanslar

PUGNAc, Prison Break dizisinde Michael Scofield tarafından kan şekerini yükseltip,
insüline karşı direnç göstermesi ve şeker hastası gözükmek için kullanılmıştır.

  • Comments Off

Hüseyin Avni Lifij; resimler

Posted on January 4th, 2009 in Uncategorized by admin

Hüseyin Avni Lifij (1886, Samsun - 2 Haziran 1927, İstanbul), Çerkes ressamdır. Simgeci (sembolist) bir yaklaşımla lirik resimler yapmıştır.

Resme ilgisi çocuk yaşlarda başladı. Doğumundan kısa bir süre sonra ailesi İstanbul’a geldi. Nümune-i Terakki Mektebi’nde (İstanbul Lisesi) eğitim gördüğü yıllarda ilk resimlerini yaptı. Kısa süre sonra Sanayi-i Nefise Mektebi’nde eğitim gördü, sonra Osman Hamdi Bey’in önerisi üzerine Şehzade Abdülmecit tarafından Paris’e gönderildi.

1909-1912 arasında, akademik anlayışta resimler yapan Fernand Cormon’un atölyesinde öğrenim gördü. Ancak bu atölyedeki katı kuralcı tutumu benimsemedi, simgeci Fransız ressam Puvis de Chavannes’ı kendine model aldı.

1912′de Osmanlı’ya döndü ve 1923′e değin çeşitli liselerde resim öğretmenliği görevinde bulundu. 1914-1918 arasında dönemi hükümetince Şişli’de kurulan bir atölyede Nazmi Ziya, Namık İsmail, Hikmet Onar ve İbrahim Çallı ile birlikte bir süre çalıştı, savaş resimleri yaptı. 1924′te sanayi-i Nefise Mektebi’nde öğretmen oldu. 1926′da bir ay Paris’te kaldı ve dekoratif sanatlar öğretimi ile ilgili incelemeler yaptı. İstanbul’a döndükten sonra aynı kurumda süsleme dersleri verdi.

Lifij romantik ve simgeci yaklaşımı ile 1910 kuşağı sanatçılarından farklı bir üslup geliştirmiştir. Daha çok akşam ışıkları içinde resimlediği manzaraları izlenimci (empresyonist) bir yaklaşımı anımsatsa da, bunlardaki doğa, İzlenimciler’in bilimsel renk çözümlemeleriyle baktıkları doğadan farklı, ışığın bur anlık değişimiyle yakalanan bir zaman kesitidir.

Lifij renkleri ustaca kullanarak ışığın gizemli etkisiyle şiirsel bir atmosfer yaratmıştır. Işığı renklere ayrıştırmasıyla izlenimci, özellikle büyük figürlü kompozisyonlarındaki kurgu ve desenleriyle akademik konuları ele alış biçimiyle de simgeci bir tutum içinde olmuştur. Ancak bütün bu özelliklerin bireşimi niteliğindeki resimi sonuçta daha çok simgecilere yaklaşır. Lifij yağlıboya çalışmalarının yanı sıra çok sayıda figür, yapı ve doğa desenleri de çizmiştir.

  • Comments Off

Türkiye’de radyo ve televizyonun geçmişi; resimler

Posted on January 3rd, 2009 in Uncategorized by admin

Radyoculuğun Başlangıcı (1927-1938)

Türkiye’de radyo yayıncılığı 1927 yılında başladı.

Savaş Yılları (1938-1950)

1949′da Türkiye’de iki radyo vericisi vardı: Ankara uzun dalga (120 Kw) ve Ankara kısa dalga (20 kw). 1949 yılının Kasım ayında 150 Kw gücünde İstanbul radyosu da yayına başladı. 1950 yılında Türkiye’deki ruhsatlı radyo alıcılarının sayısı 360.000′dir. 1946 yılında İTÜ Radyosu’da 1 Kw güçle 6280 KHz üzerinden yayına başlamıştır.

Radyolar Demokrat Parti Emrinde (1950-1960)

Bu

dönemde iki önemli olay vardır. Birincisi Türkiye’ye bir tane bile radyo vericisi eklenmemiştir. İkinci olarak devlet radyoları iktidar partisinin sesi olmuştur.

Televizyon

Türkiye’de televizyon yayınları ilk kez İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından 9 Temmuz 1952 günü başlatıldı. 1. banttan 100 watt güçle yayın yapan İTÜ Tv vericisi Philips şirketinden edinilmiştir.

Geçiş Dönemi (1960-1964)

1961 anayasası ile 26. ve 121. maddeler radyo ve televizyon ile ilgili 2 madde olarak anayasa da yer aldı.

TRT’nin Kuruluşu ve Gelişmesi (1964-1971)

TRT yasası 1 Mayıs 1964 günü yürürlüğe girdi. Böylece radyo ve televizyon yönetimi ilk kez özerk bir statüye bağlandı.

Zorbalığın Egemenliği (1971-1974)

12 Mart darbesi ile TRT kurumu neredeyse bir garnizon düzenine sokuldu.

Halkçı TRT (1974-1975)

25 Ocak 1974′te Ecevit hükümeti kuruldu.. İsmail Cem, TRT genel müdürlüğüne getirildi.

  • Comments Off
Next Page »